Advertisement
ANKARA'DA AKP'YE ANKET ŞOKU

Ankara'da AKP'ye Anket Şoku
3 İLÇEDE KAN KAYBI!

Devamını oku...
 


Anasayfa
Oyaların Dili PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
 Türk kadınının giyiminde özel bir yeri olan oyalar gerek renkleri, gerek desenleriyle Anadolu kadınının kıvrak zekasını ve zengin iç dünyanın gözler önüne sermektedir.

ERBAA YÖRESİNDE OYALARIN DİLİ

         Türk kadınının giyiminde özel bir yeri olan oyalar gerek renkleri, gerek desenleriyle Anadolu kadınının kıvrak zekasını ve zengin iç dünyanın gözler önüne sermektedir.

          17.ve 18. yüzyılda İzmir'de kurulan basmahânede birbirinden güzel çemberler basılmaya başlandıktan sonra, Tüm Anadolu'yu bir "OYA" merakı sarmıştır. Göz okşayıcı renk ve desenlerle bezenen yemeniler, gözümüzü ve gönlümüzü fetheden oyalarla donatılarak kızlarımızın ve yüzyıllarda yazmacılık sanatı en parlak devrini yaşarken; Kandilli ve Tokat  yazmalarıyla oyalar Anadolu'da da gittikçe gelişmeye ve güzelleşmeye başlamıştır.

        Oyacılık, Anadolu'da uzun yıllardan beri kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel bir halk sanatıdır. Özellikle de Tokat, bu geleneğin büyük bir coşkuyla aktarılıp yaşatıldığı ender kentlerden biridir. Bir Orta Karadeniz Kenti olmasına karşın Tokat; "Yazmacılık Sanatıyla" Anadolu'da sağladığı haklı ünü, geleneksel bir halk el sanatı olan oyalarda devam ettirmeyi başararak Türk kültürüne, folkloruna, sosyal ve ekonomik hayatına büyük  katkılar sağlamıştır. Tüm Anadolu'da olduğu gibi Tokat'ta da oyalar eskiden beri Türk kadınının hem süsü hem dili hem de düşüncesi olmuştur. Erbaa'da gelinlik kızların bohçalarını birer gül bahçesine çeviren oyalar ve oyalı yazmalar genç bir kızın başında ayrı, evli bir kadının başında da ayrı bir anlama bürünür. Bu sebeple, oyalar ve oyalı yazmalar sadece sanatsal güzellikleriyle değil , taşıdıkları özel anlamlar ve verdikleri ilginç mesajlarla da dikkat çekmektedir.

       Erbaa'da bazı oyalar da hikayeleriyle anılmaktadır:

      -Kaynana Yumruğu***: Bu oyanın adı kadar , hikayesi de ilginçtir. Adını "kaynanasının sardığı bir tencere baklalı yaprak dolmayı yiyen gelinden" alan oyayını hikayesi şöyledir.

      Akşam gelecek misafirler için bir tencere yaprak dolması saran kaynana, tencereyi ocağa koyarak komşuya gider. Evden çıkmadan önce de gelinine ocaktaki dolmayı kontrol etmesini söyler ve evden ayrılır. Ocakta pişen yaprak dolmasının kokusu, hamile olan ve aşeren gelinin burnuna öyle güzel kokar ki, gelin dayanamayıp birer ikişer yer. öyle ki tencerede dolmanın bittiğini bile fark etmez. akşam eve gelen kaynana tencerenin kapağını açınca; sabah sardığı dolmaların yerinde yeller estiğini görür geline çıkışır.  Gelin ise, " bir tek bir tek aldım, tükenmeyecek sandım" der. Kaynana ise, gelinin bu sözlerine: "Ekşiliymiş, mayhoşmuş diyerek gelin; Bir tencere dolmayı nasıl yedin? şeklinde karşılık verir. Ve  o sinirle gelinine  bir sille  atar.  Gelinse, her şeyi sinesine  çekip odasına gider. Odasında sessiz sessiz ağlarken; duygularını iğne ve iplikle oyalara döker: "Yumruk" şeklinde yaptığı oyaya da "Kaynana Yumruğu"  adını verir.

       Erbaa'da sadece hikayeleriyle değil, duyguların düşüncelerin açıkça aktarılamadığı ortamlarda içerdikleri mesajlarda tüm duygulara tercüman olan ve onları dile getiren oyalarda vardır. Şimdilerde çeyiz sandıklarında yada köylerde kullanılsa da bir genç kızın başında Papatya Oyası varsa "temizliği ve saflığı", kır menekşesi varsa " yalnızlığı ve çekingenliği ifade eder. Eğer bir genç kızın gönlüne aşk ateşi düşmüşse "Mor sümbül" oyalar toz pembe yazmaları süsler. Sarı nergisler, "ümitsiz, aşka düşüp; gönül asısı çekenlerin"  duygularına tercüman olur; Pembe güller ve karanfiller, "sevip ve sevilenlerin başında açardı.

       Erbaa'da bir genç kız sevdiği oğlanın karşına  beyaz sümbül oyalarla süslü yazmayla çıkarsa, bunun anlamı sana sadığım ve ölene kadar da seninim demektir.

      Erbaa'da "badem çiçeği" adı verilen oyanın da kaynana için anlamı bir başkadır: "Sözlenen veya nişanlanan bir genç kız bu birlikteliği evlilikle sonuçlandırmak istiyorsa kaynanasının nişanı takip eden ilk ziyaretinde başına, kenarı badem çiçekleriyle bezenmiş bir yazma bağlar"

     Zembil oyası yapımı son derece zordur. Bu  oyaya kaynana oyası denir. Zembil oyası, kaynana oyasınıdır. Nasıl bu oyayı yapmak zor ise, kaynananın gönlünü de hoş etmek o derece zordur.

     Menekşe oyası: Eğer gelinin bekar görümcesi varsa, onun biran önce evlenip gelin kızın başından gitmesi için görümceye "menekşe oyalı yazma" verilir. Eğer görümce evlenip giderse; oğlan evinin tek kızı gelin olacaktır.

       Gelincik oyası: Gelinin bohçasına da kaynanaya gönderilen  gelincik oyası " gelininin baba evinde  bir gelincik gibi narin yetiştirildiğini , güzelliğinin ise yine bir gelincik gibi zarif ve doğal olduğunu söyler. Ayrıca gelininin el değmemiş bir çiçek olduğunu anlatır.

       Böyle bir kültürle bezenmiş yöremize de her şey konuşulmaz bunların çoğunu oyalarla anlatır.  "Gelin parmağı oyası" bu oya, gelinin becerikliliğini marifetini herkese göstermek için kaynana tarafından yapılır. Oyalar bazen bir şikayet mektubu, bazen sayfa sayfa okunan hayat hikayesine dönüşür.  Öyle ki Erik çiçekli oya bulunduran, eşini seven ve eşi tarafından sevilen kadınların yazmalarında bulunur. Eşinin ilgisizliğinden şikayet için çalı çiçekli oya takılır akrabalarının yanında başlarına.

        Oyalar, kadınlarımızın hem süsü hem dili hem de düşüncesi olmuştur; olmaya devam edecektir........

 
< Önceki   Sonraki >




Popüler
Anketler
DEĞİRMENLİ BELEDİYESİ HİZMETLERİNDEN MEMMUN MUSUNUZ?
 
DEĞİRMENLİ KASABASININ EN ÖNCELİKLİ İHTİYACI NEDİR?
 
Üye Menüsü
Dost Siteler
Arşiv
Forum
Karikatür
Fıkralar
Değirmenli Belediyesi Çalışmaları
Başkan Diyorki!
Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
 

 | ? ERBAA-ULUSAL GÜNLÜK SEÇME HABERLER-EFENDİNİN ÇIĞLIKLARI 2004 |