Advertisement
AKP'yi karıştıran seçim kulisi!

Büyükşehir adaylıkları için ilginç iddialar... İşte AKP, CHP ve MHP’den bilgiler....

Devamını oku...
 


Anasayfa arrow Üretim
Üye Değerlendirme: / 4
Kötüİyi 

      

DOMATES VE FASULYE ÜRETİMİ 

Öncelikle ikliminden bahsetmek gerek sanırım beldelerin ve Erbaa’nın. İklimi son yıllarda kararsızlık gösterse de ılıman bir iklime sahiptir. Kelkit vadisinin  verimli toprakları Akdeniz ikliminin dışındaki bütün ürünlerin yetişmesine izin vermektedir.  Bu imkanları sağlayan ılıman iklim ve verimli topraklar birleşince büyük boyutlarda üretime izin vermektedir. Burada anlatacağım üretim  sırık ve meşhur Tokat fasulyesi.  

Maliyet Değerlendirmesi:

Bir gerçek varki yurdum insanı sertifikalı tohumlukta dışa bağımlı olarak çalışmaktadır. İsrail ve Hollanda menşeli sertifikalı tohumluklar çok pahalı ve hiprittir. Hiprit tek ürün verecek şekilde geliştirilmiş sertifikalı tohumluk. Birim alandan fazla ürün veren bu tohumluklarla üretim yapılmaktadır.  Bir kilogram hiprit domates tohumunun 10.000-Ytl olduğunu düşününce korkunç maliyet önümüze çıkmaktadır. Tohumda birim kök maliyeti 100Ykr olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir kök 4 Kg ürün verdiği düşünüldüğünde yüksek bir maliyettir. Bunun ilacı, suyu, gübresi, tarla hazırlama ve işçilik maliyeti eklenince maliyet hayli yükselmektedir. Bütün bu zorluklara rağmen üretim miktarı hayli yüksek ve özellikle doğu illerine ticareti yapılmaktadır. Sofralık üretilen bu sırık domatesler nisan başlarında serada fidelenir. Nisan sonlarına doğru tarlaya şaşırtılmaktadır. Haziran ortalarında tarladan tüketime hazır hale gelen domatesler, eylül sonlarına kadar hasadı devam etmektedir.  Fasulye üretimine gelince. Eskiden sırık kullanılarak daha çok yerli ırk tohumluklarla devam eden üretim, son yıllarda yer fasulyesine dönüştürülmüş bunda da ithal hiprit tohumluklar kullanılır hale gelmiştir. Domatesle aynı zamanda üretimi yapılan fasulyenin maliyeti birim alanda domatese göre göreceli daha ucuzdur. Ancak birim alandan alınan verim domatesle karşılaştırılmaz. Bu üründe nisan başlarında tarlaya ekilerek mayıs ortalarında hasadı başlar ve ekim sonlarına kadar devam etmektedir.

 

  TÜTÜN Bir toplumun özüne sinen, toplumun kültürünü, adetlerini bu kadar değiştiren başka bir ürün var mı  diye sormak gerek. Hiç zannetmiyorum. Cumhuriyetle birlikte köylünün desteklenmesinde birincil üründü. Erbaa’mızın vazgeçilmez, hem ilçe merkezi hem de köylerinde hemen hemen bütün ailelerin üretimini yaptığı üründü. Öyle ki yörenin kültürüne sinmiş, manisinde, türküsünde yer almış bir ürün. Sizlere hikayesini kısaca anlatmak isterim. Tütün baharla birlikte sıcak yastıklara (ocaklara) tohum olarak ekilir. Çok büyük bir özen gösterilir. Onun her şeyi özeldir. Nisan-Mayıs ayları geldiğinde tarlaya dikilir. Hem öyle dikilir ki, tütün dikicisi olan evde büyük bir hazırlık vardır. Düğün yemeği gibi yemekler hazırlanır. Bir gün öncesinde fideler sökülür büyük sepetlere (hev) özenle konur bir gün önceden. Ertesi sabah erkenden kalkılır, ödünç dikiciler (değişik yapmak) eve çağrılır. Kahvaltı yapılır güneş doğmadan. Güneşin ilk ışıkları ile su tankeri bulunan römorklara köylü kadınları, iki kadına bir adet sucu erkek biner. Tarlaya gidilir. Karıklar çekilir. Kadınlar bir telaşla en hızlı su dökecek sucuyu seçerler. Bir yarış havasında dikim başlar. Bir telaş, bir telaş dikim tamamlanır. Akşam ev sahibinde toplanılır akşam yemeği yenir yorgun yorgun. Hele dikim yapıldığı gün hava soğuk, yağmur yağıyorsa vay halinize. Eliniz çamur, sırtınıza akşama kadar yağmur yağar. İçler acısı bir durumdur. Kolay kolay tarla terk edilmez….Dikim tamamlandıktan sonra yaklaşık 15-20 gün sonra çapası yapılır. Fideler arık tutmuştur. Çok şirin bir şekilde rüzgarda sallanır. Seyretmek başka bir güzeldir. 15-20 gün sonra bir çapa daha yapılır. Nazlıdır. Dibini çapalamazsan büyümez. Temmuz başlarında dip kırım dediğimiz kırım başlar. Kırım deyip geçmeyin. Hava sıcaktır. Gündüzleri güneşten pörsümüş tütün kırılmaz. Değişik uygulamalar vardır ama ben Değirmenli’ de ki uygulamayı anlatayım. Daha önceden kırıcılar ayarlanmıştır. Gece saat 24’00’de kırıcılar çağrılır. Gece usul bir yemek yenir gözlerden uykular akarken. Traktörün römorkuna hevler konmuştur. Kadınlar römorka biner. Herkes birazcık daha uyumanın telaşındadır. Ev sahibi erkek için bir yorgan konmuştur. Taşlı yollardan gürültü ile gidilir. Tarlaya varıldığında kadınlar tütün elbisesi dediğimiz ve tütün zifirinden yapış yapış olmuş özel elbiselerini giyerler. İki karığa bir kadın durur. Buna çifte derdik. Başlarlar tütün kırılmaya. Şunu da ekleyelim erkek beyimiz römorkun altına yorgan arasını yapmış, uyumaya başlamıştır. Gece tam saat 24’00 da işe başlanmıştır. Gecenin sessizliğinde önce ufak sohbetler. Gece 01,02 03 başlar maniler. Tarladan tarlaya mani atılır. Lüks ışığı geçe arazide yıldızlar gibi parlardı. Ne korku, ne keder. Keyiflidir kadınlarımız. Mutludur. Sabah saat 04’e geldiğinde gece karpuz kesilir. Zifirli ellerle karpuzun tadı başkadır. Yarım saat bir mola tekrar devam. Sabah saat 06’00 lara geldiğinde beyimiz kalkar. Tabii sivrisineklerden uyuyabildiyse. Başlar kırılan tütün destelerini toplamaya. Tütünleri büyük sepetlere doldurur. Saat 08’00 lara geldiğinde artık eve dönüş vakti gelmiştir. Bir telaş bir telaş traktöre binilir ve eve gelinir. Bir kahvaltı yemeği ve herkes evine dağılırdı.Tütün sahibinin avlusunda tütün bekler. Yerlere serilmiştir. Bir an önce dizilip kurutulması için salaçlara, sergenlere asılması gerek. O cefakar, Anadolu kadın bütün gece uyumamıştır. Bir iki saat ne uyursa kalkar ve başlar bu defa kırdığı tütünü dizinlere dizmeğe. Onun dinlenme hakkı  yoktur. Gece saat 24’00 da daha önce kendisi için tütün kıran komşusuna tütün kırmaya gidecektir…. Çocuğuna bakacak, ev işlerini yapacak, hayvanlara bakacak, tütün dizilecek…. Bu şekilde üç kırım yapılır ve eylül başlarında tütünler kırılmış ve tavan arasına asılmıştır. İşimiz daha yeni başlıyor. 1990’lardan önce daha zordu. O tütün dizinleri hayvan ahırlarında tavlanır, gece yarılarına kadar demet yapılırdı. Hatta komşular demetçi dediğimiz genç kızlar birbirlerine ödünce giderler gece saat 24’lere kadar demet yaparlardı. Hele tütün demetlemesinin bitiminde alınan tükencelik (fındık, kuru üzüm, leblebi) yemenin tadına doyum olmazdı. Hele durun daha çok işimiz vardır. Demet işleri kasım aralık gibi biter. Mağaza dediğimiz bodrumlara baskı yapılır. Baskı işi babaların işi idi. Tek tek demetler elden geçirilir. Düzenli bir şekilde raflara dizilirdi. Bu işlem uzun süre alır. Eskiden bir radyo kulağında duvara asılır ve ajans dinlenerek gece yarılarına kadar baskı işleri devam ederdi. Daha durun iş daha yeni başlıyor. Baskı işlemi bitince denkleme işlemleri başlar. Denk (büyük tütün balyaları) her baba yiğidin işi değildir. Denkçi olmak bir ayrıcalık. Bir evde denkçi varsa onun yemeği, odası, her şeyi özeldir. Etsiz yemek yemezler. Sigarası ev sahibi tarafından alınır. Özel bir ilgi ve alaka gerekir. Baskıdaki tütünler denkçinin önüne özenle getirilir ve denkçi demetler teker teker elden geçirir, iyisini, kötüsünü ayırır ve denk sandığına özenle dizer. Denk yaklaşık 24 sıra tütünün özenle dizilmesinden meydana gelirdi. Tütün eksperinin denki muayene etme şekline göre denkler yapılır. Açım sırası yani eksperin bakıp fiyat verdiği sıraya en benekli tütünler konur. Bir özen bir özen denk yapılır. Denk sandığı dolduktan ve baskılandıktan sonra denk odunları ile sıkı sıkı bağlanır ve bodruma konur. Bodrumda serin ve kuru olarak bekletilir. Böyle bütün tütün  demetleri elden geçtikten sonra denk işlemi bitmiş olur. Tabii Şubat ayı gelmiştir. Eski ürün henüz evin bodrumunda beklerken yeni ürünün fideleri tekrar tarlaya ekilmiştir. Tütün koçanı çıkar. Belli sıraya göre Tekele tütünler götürülür. Tekele gidildiği gün bir başkadır. Kolay değil bir yılın göz nuru, alın teri, belki bir ton tütün üretilmiştir ve yaprak yaprak, teker teker 6-7 defa elden geçmiştir. Kolay mı? Korku, heyecan karışık eksperin önüne gidilir. 45-50 kg lık denkler sıraya dizilir. Eksper gelir iki adet yarıcı yanındadır. Tütün sahibi uzaklaştırılır. Bir surat bir surat eksperin yanına yaklaşmak ne mümkün. Açım tarafını yarıcılar açar eksper bakar teker teker. Tabii o ara herkes yorum yapar. İyi iyi . Hadi gözün aydın. İyi fiyat çıkacak….. Akşam olur. Anonslar başlar ve koçan sahipleri teker teker içeriye çağrılır. İmza karşılığı tütünün fiyatı yüzüne okunur. Baş fiyat…… Yüz kilo fire şu fiyat….. elli kilo fire, üç denk ırmaklık şu fiyat…. Eve kaldır….. bir çığlık, bir sevinç, bir hüzün, bir isyan hepsi birbirine karışır. Tütün fiyatı iyi çıktıysa o gün evde bayram vardır. Ya kötü çıktıysa cenaze evi gibi herkes ağlar. Komşular geçmiş olsuna gelir. Teselli verirlerde hepsi nafile….. canım efendim devam der. Yılmak yorulmak yok. O devlettir. Elbette bir bildiği vardır. Yeni yıl yeni ürün aynı hızla devam eder. Anlattığım belki hikaye gibi geldi ama bunu yaşadık. Bir zamanlar nefesimize sinen tütün  artık yok. Ekim alanı daraldı. İnsanlar başka ürünlere yöneldi. Bir bakıyorsun iyide oldu diyorsun. Bir bakıyorsun o varken göç yoktu. O varken sanki biraz daha rahat yaşıyorduk. O varken çok çalışıyorduk. Zengindik. Paramız yoksa bile koçanımız vardı. Satınca mutlaka öderdik. Artık koçanımız yok. Ümidimizde yok.  

                                                                                                         Nurettin CELEP

 

 

 
< Önceki   Sonraki >




Popüler
Anketler
DEĞİRMENLİ BELEDİYESİ HİZMETLERİNDEN MEMMUN MUSUNUZ?
 
DEĞİRMENLİ KASABASININ EN ÖNCELİKLİ İHTİYACI NEDİR?
 
Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
 

 | ? ERBAA-ULUSAL GÜNLÜK SEÇME HABERLER-EFENDİNİN ÇIĞLIKLARI 2004 |